°•.Simuzer .•°'s profileHazırlanınız!PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    July 31

    İmtihanlar Diyarında Sabır ve Dua İle Yürümek ...




                  DÜNYA
    Türlü çilelerle insan neslinin sınandığı en zorlu mekan…

    Belki de ona imtihanlar diyarı demeliyim. Çünkü burada yaşanan musibet ve belalar, muson yağmurları kadar etkili olur. Bazen öyle yağar ki etraf sele döner; hem de her önüne geleni götürecek kadar azgın bir sele…

    Dedik ya; burası imtihanlar diyarı. Herkes farklı şekillerde imtihan oluyor. Her ademin farklı çilesi var bu diyarda. Kimi açlık, kimi korku, kimi malı veya canıyla sınanıyor. Rabbimiz bu gerçeği; "Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz"diye teyit etmektedir.

    ***

    Hele hele Mü'min iseniz, yani inandığınızı iddia ediyorsanız bu musibetler size öz anneden kardeş gibidirler. Yanınızdan asla ayrılmaz, sizinle uyur sizinle uyanırlar. Çünkü Mü'min olmak, diğer bir ifadeyle cennete talip olmak türlü sıkıntı ve çileyi peşinen kabullenmek anlamına gelir. Çünkü Allah müminlerin, canlarını ve mallarını, cennet karşılığında satın almış ve buyurmuştur ki; "İnsanlar imtihandan geçirilmeden, sadece 'iman ettik' demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar"

    O nedenle Müslüman çile adamıdır. An gelir ezilir an gelir üzülür, fakat asla ümitsizliğe kapılmaz, asla yılgınlık göstermez, mücadelecilik ruhundan asla ödün vermez.

    ***

    Peki musibet ve bela yağmurlarının oluşturduğu o büyük sel baskınından korunmak mümkün değil mi?

    Mümkün elbette…

    Yanınızda her ihtimale karşı bir adet sabır simidiyle bir parça dua kemendi bulunduruyorsanız telaşlanıp korkmayın, zira yırttınız demektir. Sevgili Peygamberimiz öyle buyuruyor: Sabır ile dua müminin ne güzel silahıdır. "Ya Allah!" deyip tutunun sabrın kollarına, ardından fırlatın dua kemendini selamet ikliminin kıyısına, sonra yönelin Cenab-ı Zülcelal'e bütün içtenliğinizle. Bakın nasıl da yeniden doğmuş gibi ferahlayacaksınız. İç dünyanızda nasıl da bayram şarkıları yankılanacak.

    Bırakın musibetler başınızdan aşağı doğru yağmaya devam etsin. Bırakın alem, ateş topu olup peşinize takılsın. Hiçbiri sizi eskisi gibi etkileyemez! Ateşin zarar veremediği İbrahim Peygamber kadar güvendesiniz artık. Çünkü Siz Sabûr olan Hak Teâla'ya güvenip sabrettiniz, Ona yönelip yalvardınız. Doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir. O sabredenleri sever.

    ***

    Eğer yanınızda sabır simidiyle dua kemendi taşıma gibi bir alışkanlığınız yoksa ve Hakk'a olan güveniniz pamuk ipliğine bağlıysa, o zaman akıntının savurduğu yöne doğru sürüklenmeye hazır olun.

    Siz sürüklenirken iç dünyanızda anaforlar oluşur; tıpkı okyanuslardaki gibi, büyük ve ölümcül… Boğuluyorum zannedersiniz kendinizi. Ruhunuz daralır, benziniz solar, bakışlarınız sabitleşir. Artık maneviyat ikliminize, şimdilerin bunalım dediği ruh hali çöreklenmiştir. Bitkin dudaklarınızdan son bir gayretle imdat çığlıkları yükselir: "Kurtarın n'olur!.."

    Allâh-u Teâla'dan başka kurtarıcınız var mıdır ki sizi kurtarsın?

    Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı Müslüman olarak al...

    Comments (11)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    ahmed akwrote:
                   

                     Allah'ım
    Sorunlarımızın elinde kar gibi eritme!
    İmanımızın elinde sorunlarımızı kar gibi erit.
    Bizi dünyalıklarımızın altında at etme.
    Dünyalıklarımızı altımızda Burak et!
    Sahip olduklarımızın bize sahip olmasına izin verme!
    Aklımızı ak,aşkımızı ak,yüzümüzü ak eyle!
    İmtihan potasında bizi cevher et,bizi cüruf etme!
    Bize götüreceğimiz yükü yüklet!
    Götüremeyeceklerimizi yükletme!
    Kahrından lütfuna sığınırız Allah'ım!
    Celalinden cemaline sığınırız Allah'ım!
    Senden Sana sığınırız Allah'ım!
    Yalnız Sana sığınırız Allah'ım!


    Allah'ım!
    Beni Allah'la aldatanlardan eyleme!
    Allah'la aldatanlara aldananlardan etme!
    Şeytanın eylemlerimizi süslemesine izin verme!
    Şeytanın süslediği eylemlerimize izin verme!
    Bana Hz.Adem'in tevbesini,Hz.Nuh'un direncini ver!
    Hz.İbrahim'in imanını,Hz.İsmail'in teslimitetini ver!
    Hz.Yakub'un dirayetini,Hz.Yusufun iffetini ver!
    Hz.Musa'nın celadetini,Hz.Harun'un sadakatini ver!
    Hz.Davud'un sadasını,Hz.Süleyman'ın gayretini ver!
    Hz.Eyyub'un sabrını,Hz.Lokman'ın hikmetini ver!
    Hz.Zekeriyya'nın hizmetini,Hz.Yahya'nın şahadetini ver!
    Hz.Meryem'in adanmışlığını,Hz.İsa'nın safiyetini ver!
    Ve Hz.Muhammed'in muhabbetini ver Ya Rabb!
    Allah'ım,ellerimi bırakma!
    Bırakma bizi!
    Tut elimizi!
    (AMİN)

    selam ve dua ile can aneyy

    Nov. 18
    AZİZ DOST

    Her Yokuşun Bir İnişi Var

    Aziz dost !..
    Zorluklar karşısında ümitsizliğe kapılma.
    Çünkü her şeyin bir sırası vardır.
    Açlıktan sonra tokluk,
    Uykusuzluktan sonra uyku,
    Hastalıktan sonra sağlık vardır!..

    Elbette ki;
    Sefere çıkan, bir gün dönecek,
    Uzakta olan gelecek,
    Kaybolan bulunacak,
    Ve karanlık,
    Bir gün aydınlıkla son bulacaktır.

    Çünkü;
    Her yokuşun bir inişi,
    Her zorluğun bir çözümü vardır!..

    * * *

    Aziz dost !..
    Müjdeler olsun;
    Geceyi kovalayan bir gündüz var.
    Karanlığı kovalayan..
    Dağların, tepelerin üzerinde..
    Derelerin, vadilerin arasında..
    Beliren bir ışık var !..

    Müjdeler olsun;
    Sıkıntıdan sonra gelen,
    Onu unutturan,
    Belki yarından daha yakın olan,
    Bir ferahlık var !..

    Çünkü ;
    Her yokuşun bin inişi
    Her zorluğun bir çözümü vardır !..

    * * *

    Uçsuz bucaksız çölü,
    Ve engin denizleri görürsen,
    Bil ki;
    Onun ötesinde,
    Kıyısında,
    Yeşil vâhalar..
    Şırıl şırıl akan sular vardır!..

    Sürekli çekilen bir ipi görürsen,

    Bil ki;
    Bir gün gelecek
    O ip kopacaktır !..


    Çünkü;
    Her göz yaşından sonra bir gülümseme,
    Her korkudan sonra bir güven,
    Ve her ürkeklikten sonra bir durulma vardır !..

    * * *

    Aziz dost !..
    Tarihin derinliklerine dön ve unutma;
    Ateş bile,
    Hz. İbrahim’i yakmamış…
    Çünkü ilâhî kudret,
    Ona bir serinleme penceresi açmıştı!..
    Ateş onu yakacağı yerde,
    Onu serinletmişti!..

    Deniz bile,
    Hz. Mûsâ’yı ve beraberindekileri boğmamış…
    Çünkü ilâhî güç,
    Onları yalnız bırakmamıştı !..

    Yılan bile,
    Azılı düşmanlar bile,
    Son peygamber’e ve mağara arkadaşına
    Zarar vermemiş…

    Çünkü;

    “korkma Allah bizimle beraberdir” inancı,
    Onların tek güvencesi olmuştu !..

    * * *

    İnsan vardır;
    Zamanın kölesi olmuş..
    Sıkıntıdan,
    Uğursuzluktan,
    Başka bir şey göremez olmuş…
    Çünkü o,
    Yalnız odanın duvarlarına,
    Ya da evin kapısına bakmıştır…

    Oysa;

    Duvarların ötesine bakıverse..
    Surların dışını düşünebilse..Görebilse..
    “Gün doğmadan neler doğar” ı kavrayabilse;
    Zindan bile onun için bahar olur.

    Çünkü o zaman bilir ki;
    Her yokuşun bir inişi,
    Her güçlüğün bir çözümü vardır !..

    * * *

    Şu halde aziz dost !..
    Sıkıntıların arasında,
    Karanlıkların içinde,
    Kendi kendini hapsetme !..
    İçinde bulunduğun zor ortama,
    Kendi kendini mahkum etme !..

    Günler geçicidir.
    Zaman değişkendir.
    Geceler hep gündüzlere gebedir.
    Gelecek ise gizlidir.
    Onu bilen ve yöneten
    Yalnız bir yüce varlık vardır!..
    Ola ki yakında O,
    Mutlu bir ortam yaratacaktır.

    Çünkü inanmalısın ki;
    Her yokuşun bir inişi,
    Ve her zorluğun bir çözümü vardır !
    selam ve dua ile nur ablam:)
    Aug. 13
    ahmed akwrote:

    ……Kalem sırrı, nakkaşın mercan kırmızısını tutturması, şairin şiirini yazması gibi bir şey olmalı. Lâkin ehlinin eline düşen iyi kesilmemiş bir kalemden nice güzel harfler çıkarıldığı gibi, kadrin bilmeyen acemi hattat elinde iyi kesilmiş bir kalemden de bir şey çıkmadığı düşünülürse..

    Sır; kalemden çok, kalemi tutanda ve onun tuttuğu nefeste olmalı…

     

    Kalem, yazmanın mütevazi, sessiz eşlikçisi. Mahzun vazgeçilmezi.

    Bütün bir hikâyenin önemsenmeyen, arkada kalan, silik kahramanı.

    Ama asıl kahramanı.

    Bu nasıl bir kaderdir ki böyle, o yazmasa hiç de olmayacak olan hikâyede kalemin esamesi bile okunmaz? Sadece yazdıkları okunur.
    Şimdi artık ne hattat ne de kamış kalem var.
    Yazmak da daha kolay bir eylem gibi görünüyor. Kalemi olan yazıyor.
    Alışıldık suhufun üzerine yazınca, yazının kimi uçup gidiyor kimi kalıcı gibi görünüyor.  Amenna!


    Ama suhuf, kalbin suhufu olunca, o zaman işin rengi, kalemin mahiyeti değişiyor.
    Kalbe yazılan yazıların bazıları kurşun kalemle yazılmış gibidir, silinmesi kolaydır. Ya da kötü bir mürekkeple yazılmış gibi, bir yağmur dokunsa, akıp giderler. Bazıları ise ilk bakışta yıldızlar gibi muhkem. Sabit kalemle yazılmış gibi.
    Ama? Silinmez ki kaza kaleminin yazdığı öyle bir kalemde.


    Alnın yazısını yazan yazıcının kalemi.

    Bir kez yazınca, yazdığı bir daha silinmiyor.

    Ve kalem alın yazısını bu yüzden bunca kuvvetli hatırlatıyor..

     

    Yazanlar yazmış... Şimdi ben... Ne yazsam...

    Elim kolum bağlı. Nefesim sayılı.

     

    ...Nazan Bekiroğlu

    selam ve dua ile  aneyy

    Aug. 12
    balsultanwrote:
    'FARKINDA' OLMALI İNSAN
    Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
    Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De
    Fark Ettirmemeli Bazen...

    Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını Fark Etmeli.

    Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
    Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını Fark Etmeli.

    Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın,
    Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi
    Olduğunu Fark Etmeli.

    Henüz Bebekken "Dünya Benim!" Dercesine Avuçlarının Sımsıkı
    Kapalı Olduğunu,
    Ölürken De Aynı Avuçların "Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum İşte!"
    Dercesine Apaçık Kaldığını
    Fark Etmeli.

    Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
    Baskın Yeteneğini
    Fark Etmeli Sonra.

    Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
    Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
    Fark Etmeli İnsan

    Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli. ?

    Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
    Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini Fark Etmeli.

    Eşref-İ Mahlûkat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
    Fark Etmeli.

    Ve Ona Göre Yaşamalı.
    Gülün Hemen Dibindeki Dikeni Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
    Fark Etmeli.

    Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
    Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
    Fark Etmeli.

    Eşine "Seni Çok Seviyorum!" Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
    Fark Etmeli.

    Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini
    Ama Arka Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
    Fark Etmeli.

    Zenginliğin Ve Bereketin Sofradayken Önünde Biriken Ekmek Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
    Fark Etmeli.

    Annesinden Doğarken Tertemiz Teslim Aldığı Gırtlağını
    60-70 Yıl Sonra Sigara Yüzünden Azrail e Soba Borusu Gibi Teslim Etmenin Emanete Hıyanet Sayılacağını
    Fark Etmeli.

    63 Yıllık Ömründe Hiç Karnı Doymayan Bir Peygamber in Ümmeti Olarak asiri Beslenme Yüzünden Sarkan Göbeğini Fark Etmeli.

    FARK ETMELİ...

    Ömür Dediğin Üç Gündür, Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür, O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
    oda bugündür..selam ve dua ile ablacımm
    Aug. 12
    ahmed akwrote:
     
    EN GÜZEL YASTIĞIN NEDİR?

    “En güzel yastığın nedir?” diye sorsalardı bana, hiç tereddütsüz “yarın” derdim. Yastık… Başımı usulca bırakıp kendimi unuttuğum yer. Yastık… Gözlerimi kapatıp gövdemi sessizce, dertsizce yarına taşıdığım dem. Yarın… Bugünün telaşlarını savurup fırlattığım loş uçurum. Yarın.. Bugünün ellerinden ellerimi çekip hayatla bağlarımı koparmama bahane eylediğim boşluk.

    “Nasılsa yarın var!” deyip de an’ın üzerimizdeki keskin hükmünü törpülüyor değil miyiz? “Yarın yaparım!” deyip de günün içinden duygularımızı, aklımızı, yeteneklerimizi, hasılı varlığımızı çekiyor değil miyiz? Kapatmıyor muyuz gözlerimizi bugünün güneşine, nasılsa yarın güneş yeniden doğacak diye? Kapatmıyor muyuz gönlümüzü bugünün aşkına, önümde çok uzun yıllar var diye? Sevdiklerimizi küstürüyoruz, sevenlerimizi kırıyoruz, umarsız bir maske takıyoruz bugün. Nasılsa yarın telafi ederim diye. Çekmiyor muyuz ellerimizi en ciddi işlerin eteğinden daha zamanı gelmedi diye? Alıp gölgemizi her akşamın hüsranına yatırmıyor muyuz? Sanki hiç yokmuşuz gibi, hiç var olmamışız gibi geçmiyor muyuz günün içinden? Hasretlerimizi, hayallerimizi, ümitlerimizi, beklentilerimizi, özlemlerimizi zamanın kanına katmadan, elimizde meyvesiz kuru tohumlarla kala kalmıyor muyuz?

    Yastığımızdır yarın. Alıp başımızı gittiğimiz isimsiz, sınırsız, kuralsız, tanımsız ülkemiz. Aklımızı başımızdan alıp götüren uykumuz. Bugünden kaçışın saydam, sessiz, itirazsız suç ortağı, sırdaşı. Gözümüzü bağlayıp bize habire sayılar saydıran saklambaç arkadaşımız. Sürekli bizi körebe eder yarın. Bizi topal bırakır. Bizi sığlaştırır. Bizi yok sayar. Kendi kıyılarımızdan çeker yüreğimizin inci mercanını. Kentin kuytularında nefesimizi boğuyor, sözümüzü kekeme ediyor.

    Yo, yo, suç yarının değil. Yarının ayağımıza gelir gelmez adını “bugün” diye değiştirdiğini unutan bizlerin suç. Yarınlara güvenip de bugünü eğretileştirirken, yarınların birinde kendisine geniş zamanlar düşeceğini hayallerken, “dün”lerde “yarın” diye idealleştirdiği bir “yarın”ı daha elinin tersiyle ittiğini fark etmeyende suç… Bizde!

    Şairin dediği gibi “yarın artık bugündür.” Yarın diye beleyip beslediğimiz, hayallerimizle emzirdiğimiz o gelecek günler, o bitmez zamanlar, o geniş zamanlar gelir gelmez, kendimizi içinde sıradanlaştırdığımız bir “bugün” oluveriyor. Yarına ideal yükleyenler, gelen yarının adı “bugün” olduğunda, bütün idealleriyle o günün sabahında var kılmaları gerekir kendilerini. Hayallerini yarınlara güvenerek erteleyenler, yarınlar sıra sıra gelip “bugün” olarak ellerine ayaklarına vardığında, her şeyi bir kenara bırakıp el üstünde tutmaları gerekir bugünü. Sanki son günleriymiş gibi, sanki başkaca ve bir daha yarın gelmeyecekmiş gibi, ruhlarını damıtıp bugünün imbiğinde damıtmaları gerekir yarın sevdalılarının.

    Sahi, bugüne kadar kim “yarın” gerçekleştirmiş başarısını? “Yarın” ödev yapan öğrenci oldu mu acaba? Yazısını “yarın” yazmayı başaran bir yazar olmuş mudur?

    Hayır, hayır, içimizden hiç kimse “yarın”ı yaşamadı, yaşamıyor, yaşamayacak. Yarınların hepsi bugün oldu, oluyor, olacak… Bugün’e kendini yakıştıramayan, yarınların hiçbirinde gününü gün edemeyecek.

    İmrendiğimiz o başarı öykülerinin hepsi kahramanlarının “bugün”ünde gerçek oldu. Bir ömre rengini, istikametini veren kritik kırılmaların hepsi sıradan bildiğimiz herhangi bir saatin içinde olup bitti. “Yarın”a, “az sonra”ya, “hele dur, zamanı değil!”lere yaslananlar, “bugün”lerin içinde siliniverdi, “şimdi”nin kalbine can olamadı, “an”ın göğsünden çekildi. Hiç dokunmadan geçtiler zamanın içinden. Hiç yaşamamış gibi sürüklendiler bugünden yarına..

    İspat etmemi ister misin? Ben de bu kısa yazıyı sürekli “yarın”lara erteledim. Ama sonunda oturdum ve yazdım. Ellerimi bilgisayarımın tuşlarına bağladım, koltuğumda hapsettim gövdemi, kalbimi bu satırların karasına mahkûm ettim. Yazıyı, “bugün” yazdım, “şimdi” bitirdim. Sen de “yarın” okuyamayacaksın bu yazıyı. Eminim “bugün” okuyor olacaksın…

    Bugünü uyanık geçirmek istersen, “yarın” yastığını başının altından çek, sevgili zamane!

    İyi uykusuzluklar!

    S.DEMİRCİ
    selam ve dua ile aneyy Allah c.c. razı olsun sevgiler
    Aug. 12
    ahmed akwrote:
    Sen hiç duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi...
    Üzüldün mü, yanaklarindan süzüldü mü hiç bir baskasinin gözyaslari...
    Yabanci hıçkırıklar gelip düğümlendi mi göğsünde...
    Düşündün mü geceleri...
    senin olmayan rüyalar gördün mü...
    senin olmayan birini sevdin mi?
    Gökyüzüne baktin mi , yıldızlar düştü mü güneş doğdu mu
    her gecenin sonunda ?
    Uyandın mi başka birinin sabahına?
    Hiç sevdin mi sen,
    Duydun mu baska bir yüreği kendi göğsünde atar gibi...
    Gülümseyişini hissettin mi belli belirsiz
    senin dudaklarındaymışcasına yakın...
    Sıcak...
    Hiç sevdin mi senin olmayan birini?
    Senin olmayan bir şehirde,
    bir gecede, bir bedende yaşadın mı hiç?
    Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini ....
    selam ve dua ile aneyy
    Aug. 4
    GÜLİSTANwrote:
    kusura bakma kardeşim yanlışla yayınlandı:)
    Aşağıda beliryiğimiz gibi dünya sadece o kadar değerli...
    Halbuki bizler dünyaya haketmediği kadar çok değer vererek onu vazgeçilmez yapıyoruz...Ve tabiiki sıkıntısıda bize çok geliyor...
    Gerçek lezzetleri almayı,Dünyayı ahiretin tarlası olarak idrak etmeyi ve ona göre davranmayı Rabbim cümlemize nasip eylesin..selam ve dua ile kardeşim...
    Aug. 3
    GÜLİSTANwrote:
    Dünyanın ne kadar değer taşıdığını idrakine varabilirsek ve dünya nimetlerinin,sıkıntısının ölümle son bulacağını bilirsek ozaman kahrıda hoş lütfuda hoş diyebilecek ve gerçek lezzeti alabiceğiz...kalıcı olan baki olan lezzetler...
    Dünyaın değerini anlamak için insanların yaratıldığı zamana dönmek ve bakmak yeterli olur sanıyorum...
    Adem as. cennette yasak meyveyi yediğinde haceti gelmiş yer aramaya başlamıştı...
     
    Allahu Teala ona seslenerek''Y Adem ne  sıkıntın var''diye sorar. dem as. sıkıntısını söyleyince Allahu Teala''Ya Adem hangi cennet meyvesinin altını kirleteceksin,var git içini dünyaya boşalt''
     
    Aug. 2
    resim dostuwrote:
    S.a. Öncelikle güzel duanıza amin.Mükemmel bi yazı.
    Sabır ile dua müminin ne güzel silahıdır. "Ya Allah!" deyip tutunun sabrın kollarına, ardından fırlatın dua kemendini selamet ikliminin kıyısına, sonra yönelin Cenab-ı Zülcelal'e bütün içtenliğinizle.
    İşte hepsi bu .Tevekkül.Allah razı olsun.
    Aug. 2
    ..........wrote:
    .SA.Bu imtihanların birde bakış açısı yönü var..eğer bu yönü farkeder ve bir çok hikmeti olabileceği gibi birde terakki yolunda farkındalıklarımızı artırmak için olduğunu düşünürsek,işte o zaman o imtihanların yükü daha da hafifler..işte o zaman hüzünlerimiz zamanla manevi bir lezzete dönüşebilir..Öyle ya..hasta olmasaydık nasıl hissedecektik şafi ismini..darda kalmasak vekil ismini ...ve daha bir çoğunu..Ama yine de herşeye rağmen RABBİMİZDEN af ve afiyet diliyoruz..sevgisiyle yaklaştırsın bizleri kendine ve aşkıyla kulluk ihsan etsin..Eğer ağlayacaksak eğer ,üzüleceksek,eğer uykusuz kalacaksak bu onun aşkından olsun...amin amin amin..
     
    Bu güzel paylaşım için çok teşekkür ederim..Ellerinize sağlık..niyetiniz daim olsun..hayırlı bir gün temennisiyle..
                                                                                                                                                                                          HAYIRLA KALIN..
    July 31
    ahmed akwrote:
    Yanınızda her ihtimale karşı bir adet sabır simidiyle bir parça dua kemendi bulunduruyorsanız telaşlanıp korkmayın, zira yırttınız demektir. Sevgili Peygamberimiz öyle buyuruyor: Sabır ile dua müminin ne güzel silahıdır. "Ya Allah!" deyip tutunun sabrın kollarına, ardından fırlatın dua kemendini selamet ikliminin kıyısına, sonra yönelin Cenab-ı Zülcelal'e bütün içtenliğinizle. Bakın nasıl da yeniden doğmuş gibi ferahlayacaksınız. İç dünyanızda nasıl da bayram şarkıları yankılanacak.

    Bırakın musibetler başınızdan aşağı doğru yağmaya devam etsin. Bırakın alem, ateş topu olup peşinize takılsın. Hiçbiri sizi eskisi gibi etkileyemez! Ateşin zarar veremediği İbrahim Peygamber kadar güvendesiniz artık. Çünkü Siz Sabûr olan Hak Teâla'ya güvenip sabrettiniz, Ona yönelip yalvardınız. Doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir. O sabredenleri sever.

    Allah c.c. razı olsun aney duygularımıza tercüman olmuş selam sevgi ve dua ile
    July 31

    Trackbacks (1)

    The trackback URL for this entry is:
    http://simuzer1001.spaces.live.com/blog/cns!203A15DBB2D4CE36!5734.trak
    Weblogs that reference this entry