°•.Simuzer .•°'s profileHazırlanınız!PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
August 21 Ramazan ayı ile yeniden dirilmek ...Ramazan ayı büyük bir heyecan dalgasıyla bir kez daha çaldı kapımızı. Rabbimize ne kadar şükretsek azdır. Bir iklimi yaşayacağız ramazanla… Ciğerlerimizi dolu dolu açmalıyız ramazan iklimini soluklamak için. Kur’an ayı “ramazan”, bir arınma ayıdır. Şüphesiz arınma her ayda, her günde, her dakikada olmalıdır. Fakat ramazanın insanlar üzerindeki değiştirici, dönüştürücü etkisini inkâr etmek mümkün değildir. Ramazanda insanların gönülleri daha bir yufkalaşmakta, duygular daha yoğunlaşmakta, gözler buğulanmaktadır. İbadeti sadece belirli günler ve gecelerde değil, bütün günlerde ve bütün gecelerde yapmamız gerektiğini ramazan ayında Kur’an’la tam bir biçimde kavrayabiliriz. Allah’a kul olmak, yılın belirli günlerine tahsis edilemez. Allah, bizim belirli günler ve gecelerde, yani toplam birkaç gün değil, her daim Rabbimizdir. O halde biz de O’nun her daim kulu olmak zorundayız. Müslümanlık ancak böyle mümkün olabilir. İşte ramazan ayında bunu bir kez daha anlamalıyız. Ramazan ayı, Kur’an ayıdır. Çünkü şirkin kararttığı Mekke semaları, cahiliyyenin kıraçlaştırdığı Mekke çölleri, ilk kez ramazan ayında Kur’an’la yeniden dirilişi tatmaya başlamıştı. Bunun için Kitabı Kerim, o ilk geceye ‘kadir gecesi’ demişti. Varsın olsun. Rabbimiz, insanların gülüp de ağlamadıklarına dikkat çekmekte değil midir? Bir kısım insanların az gülüp çok ağlamaları gerektiğini hatırlatmakta değil midir? O halde varsın mü’minlerin yürekleri de birazcık olsun yufkalaşsın, hiç değilse ramazan ayında. On bir ay boyunca kaskatı, taştan da katı kesilen kalplerimiz bir ay içinde, bari kıpırdasın birazcık; kireçleşen hissetme melekemiz, çözülsün bir nebze. Belki birkaç damla gözyaşı, içine gömüldüğümüz bu hayattan silkinmeye itekler bizi. Davranışlarımızı, ibadetlerimizi, ailemizdeki yerimizi, akrabalarımızla olan ilişkilerimizi bir kez daha ramazan vesilesiyle gözden geçirebiliriz. Çıkarsız bir akraba ilişkisini geliştirmeye gayret edebiliriz. “Değişen dünyaya ayak uydurma”, “çağın gereklerine göre hareket etme” gibi, her an bizi de içine çekebilecek tehlikeli şeytanî tuzaklara karşı uyanık ve hazırlıklı olmamız Kur’an’dan başka hangi kaynakla mümkün olabilir? Ticaretimizi, alışverişimizi, tüketim kültürümüzü, infak borcumuzu, eşyaya biçtiğimiz değeri, bütün bunları sadece Kur’an okuyarak yeniden çoğaltabiliriz. Arızalarımızı giderebiliriz. Peygamber sevgisini, Peygamber’in sünnetine uymayı ancak Kur’an’la öğrenebiliriz. Aksi taktirde, misvaktan, orucumuzu hurmayla veya tuzla açmaktan, yemeğin kalanını bitirmekten başka ’sünnet’ bilmeyiz. Hasılı ramazan ayı, Kur’an’la imanımızı, teslimiyetimizi, amellerimizi, ahlâkımızı bir daha gözden geçirmemiz için iyi bir fırsattır. Her Müslüman evi, ramazan boyunca bir Kur’an mektebi olabilir sanırım; kâfirler hoş görmeseler de. Sevgili Peygamberimiz, ramazanın sonunda cennetlik insanlar haline gelmemizi istiyor. Şu bizim için umut yüklü söz O’nun: “Ramazan orucunu inançla ve karşılığını Allah’tan bekleyerek oruç tutanın geçmiş günahları affolunur.” Bu sözü şöyle anlayabiliriz, diye düşünüyorum: “Öyle oruçlar tutun, ramazanı öyle yaşayın, Allah’a öyle teslim olun ki, kirlerinizden arının, cennete lâyık olun…” Bir iklimi yaşayacağız ramazan’la… Ciğerlerimizi dolu dolu açmalıyız ramazan iklimini soluklamak için. Bir arınma ayı ramazan… Bir süzülme ayı. İmbikten geçmesi kişiliğin. Tortulardan kurtulma zamanı. İmsak, disiplin demek. “Şeytan zincire vurulur bu ay.” diyor Allah Rasûlü… Bu, içimizdeki potansiyel vahşetin zincirlenmesi, disiplin altına alınması demek. Namazı idrak ayı ramazan. Seherleri hayata katma ayı… İçimizdeki namaz bilincini ihya ayı… “Ramazan çıkarken…” yüreğimiz hâlâ namazın “Huzur hali” ile bütünleşememişse içimizde cennet kokuları duyabilir miyiz? Kur’an’ı idrak ayı ramazan… Kur’an sayfalarından rahmet emmeden geçerse bu ay, “Ramazan çıkarken…” yanmaz mıyız? İçimize bir Kur’an ışığı düşmeden gidiverirse… Ramazan insanı idrak ayı… Kendimizi “Öteki” ile bütünleştirme ayı. Açların, yoksulların, kimsesizlerin, yetimlerin, dulların, evsizlerin, borçluların dünyasına taşınma ayı… Mahrumiyetleri paylaşma ayı. Ramazan asıl bugün, şimdi, hemen Türkiye’nin en birinci gündemi olmalı değil mi? Bir damla tebessüme hasret insanların günden güne çığ gibi büyüdüğü bir ülkede “Tebessüm sadakadır.” diyen bir Peygamber’in sesi duyulmalı değil mi? Ramazanı gündeme alalım. Sofraları birleştirelim komşularımızla. Artılarımızı, eksilerimizi yanyana getirelim. Sade su ile oruca niyet edenleri düşünelim. İftar sofralarımızı genişletelim. Bilmediğimiz, tanımadığımız çocuk gülücükleri katılsın sofralarımıza… Sofralara Müslüman yüreği taşıyalım. Kocakarı, Hazreti Ömer’e “Benim halimden haberi olmayacaktı da niye halife oldu?” diye çıkışıyor. Yarın bize de “Komşundan haberin olmayacaktı da neden Müslüman oldun?” gibi ürkütücü bir soru sorulmaması için kalbimizi avcumuzun içine alıp, hesaplaşalım. Yani ramazanı gündeme almak… Ramazanı gün gün, saat saat yaşamak… Namaz ile, oruç ile, sahur ile, iftar ile, sadaka ile, zekat ile, tebessüm ile, barış ile yaşamak… İslâm bu demek. Ramazan ayımız İslam’ı tanıma ayı, İslam’ı yaşama ayı, Müslümanlığımızı sorgulama ve bozulmamacasına düzeltme ayı olsun. Fadıl Özdemir
Comments (10)
Trackbacks (2)The trackback URL for this entry is: http://simuzer1001.spaces.live.com/blog/cns!203A15DBB2D4CE36!10562.trak Weblogs that reference this entry
|
|
|